Uzun yıllardır fotoğraf tutkum var. Bu tutku 2008 yılında ilk dslr makinemi almakla gün yüzüne çıktı. 2 yıldır fotoğraf ile yakından ilgileniyorum fakat bu ilginin bir fotoğraf atölyesiyle birleştirmeye kalkınca herşey değişti. Bu zamana kadar çektiğim tüm fotoğrafların kurgusu ve model yönlendirmesi bana aitti ama gel gelelim burada durum değişti. Muammer Yanmaz’ın fotoğraf atölyesine gidiyorum. Muammer hocamız yani Kırk haramilerin Ali babası bize geçen hafta öyle bir ödev verdi ki resmen apışıp kaldım. Tanımadığın üç farklı insanın fotoğrafını çekeceksin. Tabi bazı şartlarımız var.
1 Tele zoom lens ile çekim yapmak yasak
2 Esnaf çekmek yok
3 Dilenci çekmek yok
4Çocuk çekmek yok
Başta basit gibi duruyor ama iş icraata gelince öyle zor ki (Bana göre) bugüne kadar hiç yapmadığım ve alışık olmadığım bir durum.
Denklanşöre çok basmayı sevmem kötü fotoğraf saklamam anında silerim model seçerim. Bu özelliklerde bir fotoğrafçı düşünün sabahtan akşama kadar kaç fotoğraf çekebilir sizce? Cevabı aşağıda.
Boynuma astım fotoğraf makinemi batery grip ile birlikte baya bir makina oluyor, düşündüğünüzde bana kim poz vermez ki
Bir aşağı bir yukarı 4 mekik dokudum ama nafile yok yok yok çekecek insan yok. En son parka girdim güzel bir yer kestirdim kendime iki yaşlı amcanın yanındaki bankta oturacak bir yer buldum. Önce biraz kulak kabarttım yüzlerine bakarak muhabete dahil olmaya çalıştım 5 dakika sonra amcaya fotoğrafını çekebilirmiyim amca dedim. Gelen ilk soru “Neden?” hemen hocamızın lafı aklıma geldi yapıştırdım acıklı kelimeyi. Amca ben kursa gidiyorum hocamız ödev verdi. İkinci soru “Çekince ne olacak” Nerde okuyorsun” derken bir baktım kendimi soru yağmurun altında buldum. En son şunu dedi “Benim çocuklar da çekiyor ben istemiyorum”
Akşam oldu eve boş geldim. Balığa gidenler bilir eğer hiçbirşey yakalayamadıysan bazen karizmayı çizdirmemek için yoldan balık satın alırız. Acaba biz de gidip imaj sitelerinden beğendiğimiz fotoğrafları indirip, ben yaptım diye kandıralım mı insanları.
İkinci denemem atöyle çıkışı eve dönerken otobüs şöförüne yanaşıp teklif etmem oldu.
“Kaptan şöyle yakışıklı bir fotoğraf çekelim”
Cevap: “Gerek yok”
Bu kelimeye öyle takıldım ki Ne demek gerek yok. Acaba kendisinden para alacağımı mı düşündü de bu yüzden mi gerek yok dedi. İstemiyorum de. Hayır olmaz de, anlarım da gerek yok nedir halen anlamış değilim.
Sonuç olarak sokak fotoğrafçılı çok zor size muhakkak bir girişkenlik aşılığıyor. Benim için atılması gereken çok adım var.
40 Haramiler 51. Döneme sevgilerle,
Ben de enteresan kişiliklerle karşılaştım. Fakat Anadolu bu yönde daha iyi. Çanakkale’de olmanın avantajını kullanıyorum.
Meczup adamın yanına yaklaşıp; fotoğraf çekebilir miyim? dedim. “Neden?” dedi. Okula gidiyorum, hocama göstereceğim dedim. “Hocan aşık mıymış bana?” dedi. Ben de değil ama fotoğrafı görünce olabilir dedim. ” O zaman çek” dedi. Sonra da ekledi. “Küçüğünden 12 tane getir bana tamam mı?!!” Tamam dedim:)))
Sanırım ben selamdan sonra direk fotoğraf çekmeyi teklif ediyorum bu tanışma ısınma kaynaşma anlamında çok erken bir davranış olabilir. Bayanların bu konuda biraz daha fazla avantajlı olduğunu düşünüyorum. Çanakkale’de bir kahvehaneye gidip çay içen insanları çekmek isterdim. Geniş açı lens ile güzel sonuçlar çıkabilir.
Siz hazır oradayken değerlendirin bence